Endüstriyel Tasarım Bölümü

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin, nitelikleri bakımından dünün hayal sınırlarını zorladığı; niceliksel olarak da alabildiğine bir çeşitlilikle takip edilemez bir hıza eriştiği günümüzde birey ve toplum yaşamıyla ilgili öncelikler, bu gelişmelere bilişsel-duyuşsal baz oluşturan tasarım kültürü ve bilincinin genel kültürün dinamik bir unsuru olarak anlaşılmasını ve önemsenmesini gerekli kılmaktadır.
 
Bugün değişik endüstri kollarında robotlar, siborglar kullanılmakta; bilgisayar, çok karmaşık işler için bile kusursuz ve nicel açıdan  insan performans limitlerinin çok üstünde bir işlem hızı ve güvenilirliği ile akla gelebilecek her üretim ve hizmet alanında kullanıma girmiş bulunmaktadır. Sınırsız açılım imkânları taşıyan komputerizasyon, iletişim/bilişim teknolojileri, çeşitli üretim, ulaşım ve uzay teknolojileri ile ara alanlar oluşturmaktadır. Günlük yaşam pratiğinde kısa bir süre öncesinde bile tahmin edilemeyecek değişimlere yol açan bu gelişmeler, dünya toplumları arasında da, toplumların kendi bünyelerinde de sosyal, kültürel, ekonomik ve politik dengeleri değiştirebilecek boyutlarıyla sürekli olarak değerlendirilmeleri gereğini gündemde tutmaktadır.
 
Bu gereklerin belirlediği perspektiften alındığında, günümüzde toplumların gelişmişliğini, ülkelerin kalkınmışlığını ölçmede ekonomik ve sosyo-kültürel yapının yenileştirilmesindeki trendi, geliştirilmesindeki performansı gösteren tespitler önemli görülmektedir. Kalkınma da, sosyo-ekonomik unsurlar arasındaki korelasyona dayalı olarak toplumun yeni denge eşiklerine erişmesi şeklinde açıklanmaktadır. Dolayısıyla kalkınma, yaşam pratiğince geçerliği onaylanmış yeniliklere bağlıdır. Bu nitelikteki yeniliklere, araştırma ve denemelerle varılabilmektedir. Araştırma ve denemenin, en güçlü ortak paydasını oluşturduğu gerçekleştirim alanları sanat, bilim ve teknolojidir. Hemen bu noktada değinilmesi gereken bir gerçekleştirim alanı da, bunların arakesitlerinde dolaşan ve ana birleşke niteliği taşıyan tasarım’dır. Tasarım, geniş bir bilgi ve beceri spektrumu gerektiren, geri bildirimlere açık, yeni beğeni ve kullanım ölçütlerinin oluşturulduğu interdisipliner ve multidisipliner bir çaba alanı olmasından ötürü spesifik bilgilerin önemli olduğu uzmanlık alanlarından çok daha eleştirel ve prestijli bir etkinlik olarak değerlendirilmektedir. İcatta olduğu gibi farkındalık yaratma, sorun sınırlama, önerme, alternatif çözümler üretme süreci olarak konu hakkında bir fikir edinmenin en kapsamlı yolu olarak görülmektedir. Zira, imgeleme dayanması ve kurgusal özelliklerine bağlı olarak sanat, bilim ve teknoloji ile içiçedir. Bu alanlarla ilgisi de tek doğrultulu ve durağan olmayıp, çok yönlü sarmal ve devingendir.
 
Yeniklikler, çağın kuramsal, felsefi, estetiksel yaklaşımları ve entellektüel birikimi ile karşılıklı etkileşim içinde birbirlerini geliştirerek varlıklarını sürdüren, dolayısıyla organik bir bütünlük oluşturan bu gerçekleştirim ve paylaşım alanlarında ortaya konan vargılarla, bulgularla, ürünlerle topluma mal olurlar ve değişik yansıma süreçleri geçirerek kollektif bilincin gelişmesini, yeni boyutlar kazanmasını sağlarlar. Bu bakımdan da sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel, psiko-sosyal ve sosyo-politik bir güç sistemi oluştururlar.
 
Bilişim ve iletişim teknolojilerine bağlı olarak giderek ivmesi artan küreselleşme sürecinin, öncesine hiç benzemeyen yeni denge şartlarını oluşturduğu yarının dünyasında var olabilme, varlığını kabul ettirebilme “yeni” ve “yenilikler”in takipçisi, taklitçisi olmakla değil, yaratıcısı ve yöneteni olmakla mümkün olacaktır. İncelendiğinde görüleceği üzere, günümüze yaklaştıkça nitelikleri öncekilerle karşılaştırılamayacak kadar yükselen, sayıları ve çeşitliliği algoritmik bir artış gösteren yeniliklerin görüldüğü bilim-sanat-teknoloji-tasarım ve düşünce tarihi, adeta bu yargının dayandığı kanıtların tarihidir.
 
Bu gerçeğin anlaşılması, özümsenmesi ve kalkınma için zihniyet ekseni olarak alınması, yüksek bir stratejik değer taşımaktadır. Geleceğin dünyasında güçlü ve bağımsız bir ülke, mutlu ve zinde bireylerden oluşan gelişmiş ve müreffeh bir toplum olarak insanlığa, uygarlığa ve evrensel değerlere katkıda bulunabilmemiz buna bağlıdır.
 
Bu bağlamda, ülkemizin kalkınmasına hız kazandıracak stratejik önceliği olan en önemli adım, yeni kuşakların geleceğin dünyasında gündem belirleyecek yeniliklerin yaratıcısı nitelikli insanlar olarak yetiştirilmesine yönelik eğitim-öğretim düzenlemeleri olacaktır. Bu öngörümüz, eğitim sistemimizin her kademesini ve her alanını kapsamaktadır.
 
Alanı ve yöneldiği kişi/grup/kitle özellikleri ne olursa olsun, bir eğitim-öğretim etkinliğinin genel olarak üç temel fonksiyonu yerine getirmesi öngörülür. Özetle bunlar: 1-Bilgi, 2-Beceri, 3-Tavır/Tutum/Davranış kazandırmak ve geliştirmek şeklinde sıralanır. İlk ikisi, üçüncüsünde pratik bir değer ve doğrultu kazanır. Gözlemci, düşünen, imgeleyen, sorgulayan, yorumlayan, araştırmayı bir davranış özelliği olarak içselleştirmiş, nitelikli, yaratıcı insan tipinin yetiştirilmesi, bu fonksiyonların üçünü de sarmal bir bütünlükte yerine getirecek eğitim/öğretim uygulamalarıyla sağlanabilir.
 
Kalkınmanın ön koşulu olan bu başarı, bilimsel ve teknolojik başarıyı; bu da endüstriyel başarı ve bağımsızlığı getirecektir. Teknolojik alt yapısı dışa bağımlı endüstri ve lisans anlaşmalarına dayalı endüstriyel üretimle özlenen kalkınmanın olmadığı ve olamayacağı görülmelidir. Türk endüstrisinin karşı karşıya bulunduğu ve gelecekte de hep gündeminde olacak temel problem, dünya pazarlarında giderek artan rekabet gücüne erişmesi ve bunu geliştirmesidir. Bu gücün ana dinamiğini, endüstriyel tasarımın küresel ölçekte giderek artan öneminin de gösterdiği gibi tasarımcı oluşturmaktadır.
 
Bir akademik birim olarak felsefi, ilkesel, stratejik temel kabulleri ve ufku böylece özetlenebilecek yaklaşımımız, ülkesel ve bölgesel kalkınmamızda bilimsel ve teknolojik düzey, ekonomi, niteliksel ve niceliksel parametreler açısından endüstriyel gelişme, uluslararası ilişkiler ve ticaret gibi global düzeyde temel gösterge alanlarının, geleceğin dünyasında korelasyonunun tasarımını da içermektedir.
 
Bu tasarımın uygulama imkânlarına kavuşturularak, çıktılarının yaşam pratiğine geçirilebilmesi için, büyük bir bölge üniversitesi olan üniversitemizin kuruluş çalışmaları hızla devam eden Güzel Sanatlar Fakültesi’nde bir “Endüstriyel Tasarım Bölümü”nün açılması ehemmiyet arz etmektedir.